Tutarsız Anne Baba Tutumları Çocuğu Nasıl Etkiler?
Çocuk gelişiminde en önemli ihtiyaçlardan biri güven duygusudur. Çocuk, içinde bulunduğu dünyayı anne babasının verdiği mesajlarla anlamlandırır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu; hangi davranışın kabul edilip hangisinin sınırla karşılaşacağını büyük ölçüde ebeveynlerinin tutumları üzerinden öğrenir. Bu nedenle anne babanın yaklaşımındaki tutarlılık çocuk için sadece bir disiplin meselesi değil, aynı zamanda psikolojik bir güven alanıdır. Bir gün izin verilen bir davranışın ertesi gün büyük bir tepkiyle karşılaşması, annenin “hayır” dediğine babanın “tamam olsun” demesi ya da ebeveynin kendi ruh haline göre sınır değiştirmesi çocuklarda kafa karışıklığı yaratabilir.
Tutarsızlık her zaman büyük hatalar şeklinde görünmez. Bazen günlük hayatın içinde küçük gibi görünen durumlarla başlar. Örneğin;
-Bir gün tablet süresi konusunda net duran bir ebeveynin ertesi gün yorgun olduğu için tamamen sınırı kaldırması,
-Bir gün markette ağladığında istediğini almayan ailenin başka bir gün “Yeter ki sussun.” diyerek geri adım atması…
-Ya da çocuğun aynı davranışına bazen gülünüp bazende sert tepki verilmesi…
Çocuk açısından bakıldığında bunlar öngörülemez bir sistem oluşturur. Çocuklar sınırları sevmez gibi görünse de aslında öngörülebilirliğe ihtiyaç duyarlar. Çünkü tutarlı sınırlar çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Ne ile karşılaşacağını bilen çocuk daha organize hisseder. Sürekli değişen kurallar ise çocuğun hem davranışlarını hem duygularını düzenlemesini zorlaştırabilir.
Tutarsız ebeveyn tutumlarının en sık görülen sonuçlarından biri çocukta sınır zorlamanın artmasıdır. Çünkü çocuk bir süre sonra hangi ebeveynin ne zaman geri adım atacağını anlamaya çalışır. Bu durum bilinçli bir manipülasyon değildir. Çocuk, sistemin nasıl işlediğini çözmeye çalışır. Birçok aile şu cümleyi kurar:
“Bizi sürekli deniyor.” Aslında çocuk çoğu zaman sınırın gerçekten var olup olmadığını anlamaya çalışıyordur. Örneğin anne “Hayır.” dediğinde çocuk ağlayarak babaya gider. Baba dayanamayarak izin verirse çocuk şunu öğrenir:
“Yeterince ısrar edersem sınır değişebilir.” Bu durumda çocukta ağlama, kriz çıkarma, pazarlık yapma ya da ebeveynleri birbirine karşı kullanma davranışı artabilir. Çünkü çocuk artık davranışın sonucunun net olmadığını deneyimlemiştir. Burada önemli olan nokta, tutarlılığın sertlik anlamına gelmemesidir. Bazı ebeveynler tutarlı olmak adına aşırı katı davranmaya çalışır. Oysa sağlıklı sınır; ceza odaklı, korkutucu ya da baskıcı olmak değildir. Sağlıklı sınır, sakin ama kararlı kalabilmektir.
Çocukların en çok zorlandığı durumlardan biri de anne babanın birbirini çocuğun yanında geçersiz kılmasıdır. Annenin koyduğu sınıra babanın müdahale etmesi ya da tam tersinin olması çocukta sadece kafa karışıklığı yaratmaz, aynı zamanda ebeveyn otoritesini de zedeler. Bir süre sonra çocuk davranışını düzenlemek yerine hangi ebeveynin daha esnek olduğunu takip etmeye başlar. Tutarsızlık sadece kurallarda değil, duygusal tepkilerde de görülebilir. Aynı davranışa bazen sakin, bazen öfkeli yaklaşılması çocukların duygusal güvenliğini zorlayabilir. Çünkü çocuk hangi durumda nasıl bir tepkiyle karşılaşacağını kestiremez. Bu durum bazı çocuklarda kaygıyı artırırken bazı çocuklarda daha fazla öfke, karşı gelme ya da sınır test etme davranışı oluşturabilir.
Burada ebeveynlerin kendine şu soruyu sorması önemlidir:
“Biz gerçekten aynı dili konuşabiliyor muyuz?”
Anne babanın her konuda birebir aynı düşünmesi mümkün değildir. Ancak temel sınırlar, temel yaklaşım dili ve temel tutum konusunda ortak bir zemin olması çocuğun gelişimi açısından oldukça önemlidir. Çocuklar mükemmel ebeveynlere ihtiyaç duymazlar. Ancak öngörülebilir, güven veren ve tutarlı yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Çünkü çocuk için güven sadece sevildiğini hissetmek değildir. Güven aynı zamanda neyle karşılaşacağını bilebilmektir.




