Çocuklarda Öfke Krizi Anında Ne Yapılmalı?
Okul öncesi dönemde çocukların yoğun öfke nöbetleri yaşaması birçok aile için oldukça zorlayıcı olabilir. Çocuğun bir anda bağırmaya başlaması, kendini yere atması, vurması, eşya fırlatması ya da sakinleşememesi ebeveynlerde hem kaygı hem de çaresizlik yaratabilir. Kalabalık ortamlarda yaşanan krizler ise anne babaların kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Bu noktada bilinmesi gereken en önemli şey şudur:
Öfke krizi yaşayan çocuk, çoğu zaman sizi zorlamaya çalışmaktan çok kendi duygusunu yönetmekte zorlanıyordur.
Çocukların beyin gelişimi, henüz yoğun duyguları yetişkinler gibi kontrol edebilecek olgunlukta değildir. 2–6 yaş arasında çocuklar hayal kırıklığı, engellenme, bekleme, reddedilme ya da sınırla karşılaşma gibi durumlarda yoğun duygular yaşayabilirler. Ancak bu duyguları düzenlemek için gerekli beceriler henüz tam gelişmediği için bunu davranışlarıyla dışa vururlar. Birçok ebeveyn öfke krizinin başladığı anda çocuğu hemen susturmaya çalışır. Uzun açıklamalar yapmak, mantık anlatmak, tehdit etmek ya da bağırmak ise çoğu zaman süreci daha da büyütür. Çünkü kriz anındaki çocuk artık düşünerek değil, duygusal tepkilerle hareket etmektedir. O anda beynin öğrenme ve mantık kısmından çok, dürtüsel tepki sistemi devrededir. Bu nedenle kriz anında çocuğun ilk ihtiyacı öğüt değil, regülasyondur.
Regülasyon, çocuğun yoğun duygusunu bir yetişkin desteğiyle yeniden dengeleyebilmesidir. Burada ebeveynin sakinliği çok önemlidir. Çünkü çocukların sinir sistemi karşısındaki yetişkinin duygu durumundan güçlü şekilde etkilenir. Ebeveyn yükseldikçe çocuk daha fazla kontrolden çıkabilir. Sık görülen döngülerden biri şudur:
Çocuk bağırır, ebeveyn sinirlenir, ses yükselir, çocuk daha çok ağlar, ebeveyn daha sertleşir. Bir süre sonra ortada sadece büyüyen bir kriz kalır. Bu yüzden önce ebeveynin kendi duygusunu düzenleyebilmesi gerekir. Bu kolay değildir. Sürekli kriz yaşayan anne babalar zamanla tükenmiş hissedebilir. Ancak çocuğun sakinleşebilmesi için önce ortamın güvenli hale gelmesi gerekir.
Kriz sırasında kısa, net ve sakin cümleler daha işlevseldir:
“Şu an çok öfkelendiğini görüyorum.”
“İstediğin olmadığı için kızgınsın.”
“Sakinleşince konuşacağız.”
Bu yaklaşım çocuğun davranışını onaylamak anlamına gelmez. Çocukların anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Anlaşıldığını hisseden çocuk daha hızlı regüle olabilir. Ancak burada önemli bir denge vardır. Duyguyu kabul etmek ile davranışı kabul etmek aynı şey değildir. Çocuk ağlayabilir, öfkelenebilir, hayal kırıklığı yaşayabilir. Bunlar gelişimsel olarak normaldir. Fakat vurma, zarar verme, eşya fırlatma gibi davranışlara sınır koymak gerekir. Bu sınırın sakin ama net olması önemlidir.
“Seni anlıyorum ama vurmana izin veremem.”
“Öfkelisin ama can yakamazsın.”
Bazı ebeveynler kriz anında çocuğun ağlamasını tamamen durdurmaya çalışır. Oysa her ağlama ya da öfke hali hemen susturulması gereken bir durum değildir. Çocuk bazen hayal kırıklığını yaşayarak öğrenir. Her zor duyguyu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak, çocuğun duygu toleransının gelişmesini zorlaştırabilir. Diğer taraftan bazı aileler çocuğun krizlerini tamamen görmezden gelmeye çalışır. “Ağlasın, kendi kendine sussun.” yaklaşımı bazı çocuklarda yalnızlık ve anlaşılmama hissini artırabilir. Çocukların kriz anında hem sınıra hem ilişkiye ihtiyacı vardır.
Öfke krizlerinin altında farklı nedenler olabilir. Yorgunluk, uykusuzluk, açlık, yoğun ekran maruziyeti, ani geçişler, tutarsız sınırlar, anlaşılmama hissi ya da gelişimsel hassasiyetler çocukların toleransını düşürebilir. Bu yüzden sadece davranışa odaklanmak yerine davranışın ne anlatmaya çalıştığını anlamak gerekir. Bazı çocuklar en güvende hissettikleri yerde daha yoğun kriz yaşayabilirler. Bu durum ebeveynlerde “Herkese iyi, bana kötü davranıyor.” hissi yaratabilir. Oysa çocuk çoğu zaman duygusunu en güvenli hissettiği yerde dışarı çıkarır. Burada amaç çocuğun hiç öfkelenmemesi değildir. Öfke doğal bir duygudur. Önemli olan çocuğun zamanla bu duyguyu daha sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenebilmesidir. Çocuklar duygu düzenlemeyi tek başına değil, düzenlenmiş bir yetişkinle ilişki içinde öğrenirler. Bu yüzden kriz anında mükemmel ebeveyn olmaya çalışmak yerine sakin, güvenli ve tutarlı kalabilmek en önemli adımdır.




