Çocuğum Neden Sürekli “Hayır” Diyor?
Birçok ebeveyn özellikle 2–6 yaş arasında çocuklarından gün içinde defalarca “hayır” cevabı duyduğunu söyler.
“Hayır, istemiyorum.”
“Hayır, sen yap.”
“Hayır, gitmeyeceğim.”
“Hayır, şimdi değil.”
Bir süre sonra anne babalar kendini sürekli mücadele eden biri gibi hissetmeye başlar. Sabah giyinmekten akşam uykuya kadar her konu savaş alanına dönebilir. Ebeveyn bazen çocuğunun bilerek tersini yaptığını, onu zorladığını ya da sınırlarını test ettiğini düşünebilir. Aslında birçok durumda çocukların “hayır” demesi bir problemden çok gelişimin doğal bir parçasıdır. Çocuk büyüdükçe kendi isteklerini fark etmeye başlar. Kendi kararını vermek, seçim yapmak, kontrol hissini yaşamak ister. Özellikle okul öncesi dönemde çocukların en güçlü ihtiyaçlarından biri bağımsızlaşmaktır. Ancak bu bağımsızlaşma ihtiyacı tam anlamıyla olgunlaşmış değildir. Bu yüzden çocuk bir yandan “Ben kendim yapacağım.” derken, birkaç dakika sonra yeniden anne babaya ihtiyaç duyabilir.
Ebeveynlerin en çok zorlandığı nokta ise bu süreci kişisel algılamalarıdır. Çünkü sürekli karşı çıkılan bir iletişim içinde olmak doğal olarak yorucudur. Fakat çocuk çoğu zaman ebeveyne karşı değil, kontrol hissini kaybetmeye karşı direnç gösterir. Örneğin sabah evden çıkarken yaşanan krizleri düşünelim. Çocuk ayakkabıyı giymek istemez, kıyafeti reddeder, oyunu bırakmaya direnç gösterir. Bu durum dışarıdan bakıldığında “inat” gibi görünür. Oysa çocuk için mesele çoğu zaman oyunu bırakmakta zorlanmak, ani geçişlere uyum sağlayamamak ya da seçim hakkını kaybetmiş hissetmektir. Tam bu noktada ebeveynin yaklaşımı sürecin yönünü belirler.
Çocuğun her “hayır”ına sert tepki vermek, sürekli ikna etmeye çalışmak ya da uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman direnci artırır. Çünkü çocuk kendini baskı altında hissettikçe daha fazla kontrol almaya çalışabilir.
Özellikle sık gördüğümüz bir durum vardır:
‘’Ebeveyn defalarca açıklama yapar, çocuk yine reddeder, ebeveyn sesini yükseltir, çocuk daha fazla karşı çıkar. Bir süre sonra evin içinde herkes birbirini duymamaya başlar.’’
Burada önemli olan şey, çocuğun duygusunu görmek ama sınırı kaybetmemektir.
“Şu an gitmek istemediğini anlıyorum.” demek önemlidir. Çünkü çocuk anlaşılmak ister. Ancak bunun yanında ebeveynin kararlı kalması gerekir.
“Gitmek istemediğini biliyorum ama şimdi çıkıyoruz.” yaklaşımı hem duyguya alan tanır hem de sınırı korur.
Bazı ebeveynler çocuğu üzmemek için sürekli seçenek sunar ya da karar değiştirir. Ancak her sınırın pazarlığa dönüşmesi çocukta kafa karışıklığı yaratabilir. Çocuk bir süre sonra “Biraz daha direnirsem karar değişebilir.” diye öğrenmeye başlar. Diğer taraftan aşırı sert ve kontrolcü yaklaşım da çocuğun direncini artırabilir. Sürekli emir duyan, duygusu görülmeyen çocuklar zamanla daha öfkeli, daha karşıt ya da daha pasif hale gelebilir.
Sağlıklı sınır koymak; bağırmak, korkutmak ya da cezalandırmak değildir. Sağlıklı sınır koymak; sakin, net ve tutarlı kalabilmektir.
Bu süreçte ebeveynlerin kendine şu soruyu sorması faydalı olabilir:
“Şu an çocuğum gerçekten karşı mı geliyor, yoksa bir geçişe, sınıra ya da hayal kırıklığına mı zorlanıyor?”
Çünkü çocukların büyük bir kısmı duygularını yetişkinler gibi ifade edemez. “Yorgunum”, “kontrolü kaybettim”, “hazır değilim”, “zorlanıyorum” diyemedikleri için bunu davranışlarıyla gösterirler. Özellikle 2–6 yaş döneminde çocukların “hayır” demesi tamamen bitmez. Buradaki amaç çocuğu tamamen itaat eden biri haline getirmek değildir. Amaç; duygu yaşayabilen, sınırlarla karşılaşabilen ve hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğrenebilen bir çocuk gelişimini desteklemektir. Çünkü hayat boyunca çocukların sadece özgüvene değil, aynı zamanda sınır toleransına da ihtiyacı olacaktır.




